9 Haziran 2013 Pazar

Tam Zamanı



-Bir gün nerede yaşayacağım biliyor musun ?
-Cennet şelalerinde... 




Bu yazıyı bir gecenin ortasından koparttım. Tehlikeli olmasını beklemiyorum. 

Bir şeyin zamanı gelir ama giderse geri gelmez dedi. Çok güzel bir manzarada oturuyorduk. Hava birden soğudu. Şal istedik. Mekan çok fazla kalabalık değildi ama çok konuşan bir masa vardı. Baileys içiyorlardı. Öyle sosyete bir sohbetleri vardı sanki. Aslında bu benim sevmediğim bir özelliğim. Başkaları hakkında çok düşünüyorum. Ben o masada oturan kadınların çocuklarının hangi kolejde okuyor olabileceğini çoktan düşünmüştüm sesleri kulaklarımızı tırmaladığında.

Dikkatimi onun üzerinden kaldırdım bir süre. Rahat bırakmamı istiyor gibi hissettim sanki. Gidelim artık buradan dedi. Hesabı istedik. Yarım bir bira şişesinin içinde getiriyorlar adisyonu. İlginçler. Kalktık. Yola çıkmamız için ufak bir yokuş çıkmamız gerekiyor. Topuklu ayakkabıları var. Dı. Ben nereden yola çıkacağımızı düşünürken o yokuşta rahat yürüyebilmek için ayakkabılarını çıkarıp eline aldı. Yürüyoruz. Aslında çok enerjik bir hatunun bütün bir gece sessiz kalması hayıra alamet değil diye düşünüyordum. Bu hareketi bu gece beklemiyordum.

Gece boyunca geleceğimizi konuştuk ve biraz gerildik sanırım. Gerilmek değil de belki çok fazla düşündük ikimizde. Ben alışkınım da o sevmez çok düşünmeyin. Yokuşu bitirdik bu arada. Ayakkabılarını giymeyecek misin diye sordum. Sen de çıkarsana dedi. Enerjisi geri geliyordu. Kıramıyorum. Ben de çıkardım ayakkabılarımı. Dar ve eski evlerin olduğu bir sokağa girdik. Sonra birbirimize bakıp çıplak ayaklarımıza gülmeye başladık. Eski evler çatırdamaya başladı gürültümüzden. Adımlarımızı hızlandırdık. Değişik bir yerdeyiz sanırım. Düzgün bir yola çıkışı bulamıyoruz. Çokta şikayetçi değilim bu durumdan. Eski evlerin olduğu yeni bir yola daha girdik. Basit bir yol değil burası sonundaki manzara o sosyete mekanından daha afilli. Yolun ortasına oturduk. Küçük çantasından cep votkasını çıkardı. Şaşırmaya devam ediyorum. Ben de onu şaşırtmak istedim ve sigara paketini çıkardım. Gecenin geri kalanında konuştuklarımızı unutmuş gibiyiz. Aynı votkayı paylaştığımızın sadece ben farkındayım. O mekanın tadını çıkarıyor, ben votkanın. Bu şehrin manzarası beni bozuyor, duygusallaştırıyor ve sen bunu çok iyi biliyorsun dedi. Ben suçsuzum ayakkabılarımı çıkarmamı sen istedin ve yol bizi buraya getirdi dediğimde boş votka şişesini duvarda parçalamıştı. Seken cam parçalarının zarar vermemesi için yüzünü kapattım ellerimle. İstemeden ona dokunmuş oldum. O an mevsim değişti. Hiç mi olmayacak dedim. Hayır dedi. Neden diye sormaya korktum. Sormadan cevap verdi:

- Çünkü votkamız bitti....



2 yorum: